Terapiye gelen çoğu kişi, sorunun ne olduğunu aslında biliyor. Zorlanılan yer genellikle şu: o şeyin neden tekrar ettiği, neden bilmesine rağmen değişmediği. Ben terapiyi bu sorunun birlikte araştırıldığı bir çalışma olarak görüyorum.
Görüşmelere hazır bir programla başlamıyorum. İlk aşamada sizi buraya getiren konunun günlük hayatınızdaki karşılığını netleştiriyoruz: hangi durumlarda ortaya çıkıyor, neyi zorlaştırıyor, şimdiye kadar neleri denediniz ve bunların hangisi bir işe yaradı. Bu harita çıkmadan yapılan müdahaleler genellikle yüzeyde kalıyor.
Kullandığım çerçeveler
Bilişsel davranışçı terapi (BDT), düşünce–duygu–davranış arasındaki bağı somut örnekler üzerinden çalışmayı sağlıyor. Özellikle kaygı, panik ve kaçınma davranışlarında görünür bir fark yaratabiliyor; seans dışında da üzerine çalışılabilecek somut adımlar sunuyor.
Şema terapi, aynı örüntünün farklı ilişkilerde neden tekrar ettiğini anlamaya dönük. “Neden hep benzer insanlarla benzer şeyi yaşıyorum” sorusunun cevabı çoğunlukla burada. Erken dönemde öğrenilen kalıpların bugünkü ilişkilerde nasıl işlediğine bakıyoruz.
Hangisinin öne çıkacağı çalışılan konuya ve size göre değişiyor. Bunu tek başıma karar vermiyorum; ne üzerinde çalıştığımızı ve neden öyle çalıştığımızı süreç boyunca açıkça konuşuyorum.
Ne yapmıyorum
Tavsiye vermiyorum, hayatınıza dair kararları sizin yerinize almıyorum ve “şu kadar seansta geçer” demiyorum. Terapinin işe yaradığı yer, dışarıdan verilen çözümler değil; kişinin kendi örüntüsünü görüp üzerinde çalışabilir hâle gelmesi.